"Türk demek Türkçe demektir"

Kötü haberler,iç karartan iğrençlikler, musibetler, garabet tabloları...Her haberde,her yazışmada,her toplantıda ve hatta yapayalnız kalıp evde o ses ve veya görüntü veren makinaları izlediğimizde duyduklarımız VAHAMET in ta kendisi değilmi?

Ya da tüm bunları görmeden uyuşturulmuşcasına,dans yarışmaları,manken adayları,gösteriler,televoleler ve eğlence kanallarıyla ve hemde sabah 8 de başlayan canlı yayınlarla daha ne kadar boşaltılacak içimizdeki cevherler ve daha ne biçimde asıl benliğimizi yitirip uşak olacağız bize verilenlerle sessiz kalarak.

Artık inancımızı yitirir olduk.Çocuğu olanlar cocuklarının yarınlarına güvenle bakamaz hale geldi,olmayanlar korkudan çocuk yapamıyor zaten (30-40 tane yapan belli etnik kökendekilerin işine yararcasına).

Peki ne olacak halimiz ?

Hep gazete okuyup mail paylaşıp bildiğimizi yapmaya devam ederek olanlara boyun mu eğeceğiz?

Hep içimizde bir ürperti "tüh be,eyvah" demeye hazır mı olacak dilimiz?

Sonumuzun ne olduğunu tahmin edebilenlerle konuşmak bizleri sıkıp kendimize getirmeye yetmeyecek de, iki kadehten sonra göbek atıp kahkahalarla göz yaşlarına mı boğulacağız?

Yanımızda can alınsa,dükkan soyulsa,birisi tecavüze uğrasa,yada komşumuzun cenazesi olsa bana ne deyip çılgınlar gibi eğlenecekmiyiz?

Askerimiz polisimiz ölürken,dinimize peygamberimize sövülürken,kardeşlerimize tecavüz edilirken,bayrağımız yerlere indirilip eşkıyanın bayrağı mitinglerde asılırken,hırsızlar soyguncular ve kapkaçcılar serbest kalıp adliye çıkışında yakalayana el hareketi çekerken biz mafya dizileri izleyip düğünlerde silah mı atacağız?

ARTIK YABANCISI ve MİSAFİRİ OLDUĞUMUZ Bu memlekette yaşanan asimilasyon ,bize hayretle bakıp hızımıza inanamazken hala çocuklarmız ve BİZ anlamını bile bilemediğimiz kelimelere sığınıp kendimizi alim sınıfından mı sayacağız?Yoksa karşımızdakine elit havası verip çağdaş ve aydın Avrupalı gibi tatmin mi olacağız?

Babasını,anasını,nene ve dedesini anlamayıp alay eden "ya ne diyo bu moruk bea" diyen, nasılsın diye sorulduğunda " ii " diyen nezaketsiz,şımarık,kim ve ne olduğu bilinmeyen soysuz bir toplumu, çiğ köfeyle viski içerek mi örtbas edeceğiz?

Eskiden ramazanlarda niyet sorulmaz ,tutamayanlara "rahatsızmısın ?" diye sorulurdu.Oruç tutanların tutmayanlara ,tutmayanların da tutanlara gösterdiği anlayışı,karşımızdakinin oruç olduğunu öğrendiğimizde sorulan soruyla mı   (" Ay sen niyetli misin yoksa? ")  demokratikleşip  inançlarımızı koruyacağız?  

     Daha fazla örnek yazmak mümkün.Felaket tellalığı yapmaya gerek de yok zaten.Ancak ben şunu açıkca ifade etmek istiyorum ki; TÜM BUNLARI YAPAN DA MARUZ KALIP MAĞDUR OLAN DA BİZİZ.Biz ettik bize bunları.

Eğitilmedik,doğal olarak olan kadarını verip daha azını alan bir nesille yoğrulup daha da vahim sonuçlara gidiyoruz.Ahlaki,örfi,ananevi,ailevi,ilmi ve uhrevi hiçbir değerimiz yok.Sadece etiketlerimiz var ,o da ya iyi bir iş bulup bitirmek için ya da ülkece Dünya Bankası canavarından borç alabilmek için bizi daha da beter etmelerine göz yummak için...

     Arkadaşlar Türküz ,Türk olduğumuzu unuttuk.Bu memlekette yabancı olduk,herkese ve herşeye susar olduk.

Zorumuza gidiyor ama bununla kalmayacak,çok az zaman sonra bizler ölsek bile çocuklarımız bu ülkenin topraklarının pay edilip seyirci kaldıklarında "aman bize yük oluyor boşver ver kurtul" diyecek ve  hatta şu an denmeye başladı bile.

     Bu yazı size ve ülkeme yazılan yakarış ve iç dökme değildir.

Herşeyi konuşupta çözümünü ortaya koyamadığımızın gerçeğidir."pekiyi ne yapacağız?" demeye bir cevaptır.Hepsi bir yana Bu soruya benim cevabım da aşağıdadır:

 


Atatürk bilim ve eğitim dili hakkında ne demişti...


Bağımsızlık ruhunun temelinde kimlik bilinci, kişilik, onur/haysiyet duygusu, ve özgüven yatar.
"Bağımsızlık benim karakterimdir" diyen Atatürk onun için halkımızın kimlik, kişilik, onur, ve özgüveni üzerinde durdu. Kafalar, gönüller bağımsız olmadan, ülkenin ne iktisâdı, ne savunması, ne de dış siyaseti bağımsız olabilirdi.

Atatürk "Türk Kimliğini" Türkçe ile tanımlamıştır. Onun için de Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'ndan sonraki temel dâvâsı Türkçe'yi, dolayısıyla Türk kültür ve kimliğini yabancı boyunduruklardan korumak, bunun için de eğitimi her düzeyde Türkçe ile yapmak, halkın yabancı dille, (yâni yabancı misyoner türü) eğitime özenmesini önleyecek tedbirler almak olmuştur. Bakınız Atatürk bu konularda neler diyor:
I "Türk demek Türkçe demektir; ne mutlu Türküm diyene." (meğer meşhur sözün birinci kısmı da varmış ! ).
l l "Millî his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması, millî hissin gelişmesinde başlıca müessirdir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil şuurla işlensin. -Ülkelerini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır." [ve tabii korumalı]
l "Kat'î olarak bilinmelidir ki Türk milletinin millî dili ve millî benliği bütün hayatında hâkim ve esas olacaktır." [Elbette "bütün hayat"tan kasıt siyaset, hukuk, teknik, bilim, eğitim, sanat, tıp, kültür ve edebiyattır; hayatın her yüzü.]
l "Batı dillerinden hiçbirinden aşağı olmamak üzere, onlardaki kavramları anlatacak keskinliği, açıklığı haiz Türk bilim dili terimleri tesbit edilecektir." (Atatürk bizzat kendisi bu dâvâ uğruna çalıştı. Bugün askerlikte olsun, matematikte olsun kullandığımız birçok terimleri Türkçenin derinliklerinden çıkarıp bize armağan etmiştir. Altmış beş yıldır bu konuda çok ilerleme kaydedilmiş, her yeni bilimsel kavram tam Türkçesiyle ifâde edilebilir konuma gelinmişken ne hikmetse şimdi bazı odaklar bu gelişmeyi ve Türkçeyi hızla yoketmekle uğraşıyor.)
l Daha 1924'te: "Millî eğitimin ne demek olduğunu bilmekte hiçbir tereddüt kalmamalıdır. Bir de millî eğitim esas olduktan sonra onun lisanını, usulünü, vasıtalarını da millî yapmak zarureti münakaşa edilemez."
l 1938'de, vefatından az önce: "Türlü bilimlere ait Türkçe terimler tesbit edilmiş, bu suretle dilimiz yabancı dillerin tesirinden kurtulma yolunda esaslı adımını atmıştır. Bu yıl okullarımızda tedrisatın Türkçe terimlerle yazılmış kitaplarla başlamış olmasını kültür hayatımız için mühim bir hâdise olarak kaydetmek isterim."
Ve nihayet Türk bilimci ve eğitimcisine şu vasiyeti: "Bakınız arkadaşlar, ben belki çok yaşamam. Fakat siz, ölene dek Türk gençliğini yetiştirecek ve Türkçe'nin bir kültür dili olarak gelişmeye devamı yolunda çalışacaksınız. Çünkü Türkiye ve Türklük, uygarlığa ancak bu yolla kavuşabilir." ( Atatürk'ün sözlerinin kaynağı ve ilâve bilgiler için: Bkz. O. Sinanoğlu, "Atatürk ve Türk Bilim Dili", Bilim ve Teknik , sayı 59, sff. 8-11, Ekim 1972).
Görülüyor ki, Atatürkçülükle, yabancı dilden eğitim, hiristiyan misyoner okulu modeli demek olan "kolej" (veya benzeri "Anadolu lisesi") yanlısı olmak kesinlikle bağdaşmaz. O halde Atatürkçülere bugün, her zamankinden çok, büyük bir görev düşüyor: Türkçe bir iki nesil sonra yokolmadan yabancı dille eğitime son verilmeli, onun yerini yabancı dil takviyeli Türkçe Fen liseleri veya Ülken ("süper") liseler düzeni almalı. Türkçe bilim ve teknik yayınları (telif ve tercüme, dergi ve kitaplar) Devlet ve çeşitli kuruluşlarca teşvik edilmeli. Unutulmamalı ki, Türk Devleti'nin birinci görevi Türk adının, kimliğinin, onun için de Türkçe'nin ilelebet yaşamasını sağlamaktır.


BİR DÜŞÜNÜN HELE,

(AMERİKA DA İNGİLTERE DE YA DA BAŞKA BİR MUASIR(!) MEDENİYET ÜLKESİNDE)

BİZİM YABANCI DİL İLE EĞİTİM VERDİĞİMİZ (ALMANCA,FRANSIZCA,İTALYANCA,İSPANYOLCA ) OKULLARDAN BU ÜLKELERDE BİZİM DİLİMİZLE YANİ TÜRKÇE'MİZLE EĞİTİM YAPAN BÖYLE BİRTEK OKUL VARMI?

 

ÇÖZÜMÜM DİLDEDİR.BÜLBÜLÜN ÇİLESİ YANİ ...

SİZ DE VAR OLAN ÇÖZÜMLERİNİZİ YAZIN ALTINA DA ADINIZI...

DOĞRUYU BULUP ÜLKEMİZ İÇİN SAVAŞALIM.

 

VARLIĞIMIZ TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN.

TÜRK DEMEK TÜRKÇE DEMEKTİR... NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.



Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !