TASARI, HALK İLE DEVLETİNİ, HALK İLE ANAVATANINI KARŞI KARŞIYA G

Dün konuştuğum hukukçular, bu tasarının yasalaşması ve uygulamaya başlanması halinde, KKTC ve Türkiye hükümetlerinin verdikleri devlet güvencesine dayanarak, eski Rum mülkü alan ve aldıkları mülk üzerine yatırım yapan ve şimdi bu tasarı ile mağdur olan yerli yabancı onbinlerce kişinin, zararlarının tazmin edilmesi için, KKTC ve Türkiye hükümetleri aleyhine milyonlarca dolarlık tazminat davaları açma haklarının doğacağını belirtmişlerdir...

İlaveten elinde KKTC koçanı bulunmasına karşın, ancak mülkünün iadesine karar verilen veya iade tarihine kadar mülkü üzerinde her türlü yatırım ve inşaat yapması yasaklanan, mülkünü satışı, kiralaması, devri yasaklanan, böylece elindeki koçanı  değersiz bir kağıt parçasına dönüşen on binlerce kişi büyük bir mağduriyet içine gireceklerdir...

Bunlara ilaveten, elinde hala milyonlarca  puan bulunduran, Anayasamıza göre öncelikle eşdeğerini alma hakkı olan, ne ki, Talat’ın önceki gün Kıbrıs gazetesine yaptığı açıklamalarda da ifşa ettiği gibi, eşdeğer mal dağıtımı durdurulduğu için hakkını alamayan yüzlerce vatandaş da büyük bir mağduriyetle karşılaşacaklardır...

Yine bunlara ilaveten, bu tasarının yasalaşması ile elinde KKTC koçanı bulunan on binlerce KKTC vatandaşının mülklerinde korkunç bir değer kaybı meydana gelecek ve yasalarımız çerçevesinde eski Rum mülkü tutan bu insanlarımız korkunç bir maddi kayba uğrayacaktır...

İşte bütün bu yabancıların ve KKTC vatandaşlarının, uğradıkları büyük zararların tazmini için KKTC devletini, bu yasayı hazırlayanları ve onaylayanları dava etme hakları doğacaktır...

Daha da ötesi AİHM’nin, Loizidu davasında Türkiye’yi muhatap kabul etmesi nedeni ile mağdur olan bu vatandaşlar, Türkiye hükümeti aleyhine de dava açarak zararlarının tazminini isteyeceklerdir...

 Böylece, AKP hükümeti, Rumların davalarından kurtulmak için bu tasarının hazırlanmasını isterken, tam aksi bir sonuçla karşılacak, Rumların AİHM’de devam edecek davaları yanında, Kıbrıslı Türklerin ve KKTC’den mülk alan yabancıların da davaları ile karşı karşıya gelecektir...

Bir başka deyişle, AKP, Talat-CTP-DP beceriksizliği, teslimiyetçiliği, hataları, Kıbrıs Türk Halkı ile devletini, Halkımızla Anavatanını karşı karşıya getirerek dünyaya rezil edeceklerdir...

KİLİSE VE KİLİSE MALLARI İLK ANDA ELDEN GİDECEK

Yine dün beni arayan bir başka dostum ise, bizim gözümüzden kaçan bir başka olayı bilgime getirmiştir...

Buna göre, KKTC’de şu anda 270 kilise ve manastır vardır...Bu kilise ve manastırların çevrelerinde, kendilerine ait çok geniş arazileri bulunmaktadır...

Hazırlanan tasarının 8. maddesinin 1. fıkrası,  bugüne kadar kimseye verilmeyen mülklerin, “kamu güvenliğini, kamu yararını ve kamu düzenini göz önünde bulundurmak koşuluyla” hemen eski sahiplerine iadesi öngörülmektedir...

Bu durumda, başta Apostolos Andreas Manastırı, Güzelyurt’taki Ay Mammas kilisesi, Girne’nin merkezindeki büyük kilise ve hemen hemen her köy ve kasabada bulunan eski kiliseler olmak üzere, bu 270 kilise ve manastır ve bunlara ait olan on binlerce dönüm arazi, 31 yıllık manevi tazminatıyla birlikte, Rum Ortodoks kilisesine hemen iade edilecektir...

“Kamu güvenliği ve kamu düzeni” gerekçesi ileri sürülerek iade edilmek istenmeyecek kiliseler için ise derhal AİHM’ye gidilecektir...Kiliseler söz konusu olduğu zaman ise, Loizidu içtihatını da göz önünde bulunduracak olan AİHM’nin alacağı karar açıktır...

Bunun anlamı, KKTC’de her köy ve kente papazların, rahibelerin geri dönmesidir...Halkımızın her sabah çan sesleri ile uyanmasıdır... EOKA’nın Kilise ve papazlar aracılığı ile buralarda  yuvalanmasıdır...KKTC topraklarında 270 terör yuvasının oluşmasıdır...

İşte bu tasarının onaylanması halinde 1-2 yıl içinde böylesi bir tablonun ortaya çıkmasına imkan yaratılacaktır...Aksini iddia eden, bu tasarının böyle bir sonuç doğurmayacağını belgesiyle ortaya koymak durumundadır...

Bir kez daha soruyorum:

Böyle bir vebalin hesabı nasıl ödenecektir?

TAŞINIR MALLAR NASIL VE HANGİ KAYNAKTAN TAZMİN EDİLECEK?

AKP, Talat-CTP-DP hükümetleri tarafından hazırlanan yasa tasarısının, Rumu memnun etmek için 4 çeşit tazminat öngördüğünü incelememizin başlarında vurgulamıştık...Bunlar “MAL İADESİ, 31 yıllık KULLANIM KAYIPLARININ TAZMİNİ, evlerinde oturamamanın verdiği manevi acıyı tazmin için MANEVİ TAZMİNAT ve TAŞINIR MALLARININ TAZMİNİ” idi...

Buna göre, Güneye geçen 160 bin Rumun her biri, KKTC’nin %85’ini oluşturan eski mülklerini ve konutlarını geri almak bir yana, tasarının öngördüğü tazminatların toplamı olarak da 2 milyon dolardan fazla tazminat alacaktır...AİHM sadece “kullanım kaybı” tazminatı olarak Loizidu’ya 1.5 milyon dolar ödediğine göre, kimse “ söylediğiniz yalandır, abartıyorsunuz, bu gerçek değil” diyemez...

Bu tazminat türlerinden en saçması ise, taşınır malların tazminidir...Ne ki, İsmet Kotak’ın dünkü yazısı hariç, bu saçmalık üzerinde bugüne kadar pek durulmadı

Bu taşınır mallar hangileridir?

31 yıl önce, 1974 Türk Barış Harekatı sırasında Güneye geçen Rumların geride bıraktığı taşınır mallardır...

Yani, örneğin, Girne bölgesindeki eski Rum otellerinin, Maraş’taki onlarca otelin, 50 binden fazla konut ve işyerinin ve 160 bin civarındaki Rumun yatağından çarşafına, masasından sandalyesine, çöp bidonundan perdesine, aracından mücevherine, halısından elbisesine, kütüphanesinden tablolarına, sabanından traktörüne, köpeğinden ineğine, koyunundan keçisine, otobüsünden kamyonuna, aklınıza gelen tüm taşınır mallarının tazminini öngörmektedirler...

Hem de, 31 yıl sonra...

Hem de, bu konuda hiçbir kayıt-kanıt olmamasına karşın...

Hem de, Rumun yalan dolanla dolduracağı listeleri kabul etmek zorunda kalacaklarını bile bile...

Hem de, böyle bir tazminatı ödemeyi kabul etmenin, Türk ordusunu “işgalci, yağmacı, gaspçı ve suçlu” kabul etmek anlamına geldiğini bilmelerine karşın...

Hem de, bu konuda kaç milyar dolar gerektiği hesaplanmamasına ve bu kaynağı nereden bulacaklarını bilmemelerine karşın...

 Hem de, Kıbrıs Türk Halkının, 1955’den bu yana yağmalanan 133 köyünün, kentinin, işyerinin 50 bin insanımızın taşınır mallarının Rumlar tarafından tazmin edilmediğini bilmelerine ve bu talebi asla gündeme getirmemelerine karşın...

 Hem de, böyle bir konu bugüne kadar BM nezdindeki görüşmelerde ve sunulan planlarda hiç gündemde olmamasına karşın...

O zaman “bu ne işgüzarlık?” diye sorarsak ve “Rumu memnun etmek için  çırpınan, deli divane olan bu kraldan fazla kralcılar kimdir?” sorusuna yanıt istersek haksız mıyız?

YA KULLANIM KAYBI VE MANEVİ TAZMİNATLAR ?

Bilindiği gibi AİHM Loizidu davasında 31 yıllık kullanım kaybı tazminatı olarak, Türkiye’yi 1.5 milyon dolar ödemeye mahkum etmiştir...

Söz konusu olan, eski bir Rum evidir...

Peki, tüm Rumlara “kullanım kaybı” ödenmesini yasalaştırmaya çalışanlara soruyorum:

Yıllık ciroları milyonlarca doları bulan Dome Otel’in, Girne’deki diğer eski otellerin, lüks restoranların, lüks mağazaların, Maraş’taki otellerin, terk edilen fabrikaların, narenciye bahçelerinin, her birinin milyarlarca dolar tutacak olan 31 yıllık kullanım kayıplarını kim nasıl ödeyecektir? Dünya tarihinde, “savaş kaybetmiş” hangi “suçlu” taraf  böylesine bir tazminat ödemiştir? Kaldı ki Türkiye “suçlu, işgalci, yağmacı, gaspçı ve savaş kaybetmiş” bir ülke midir ki, AİHM ve AB’a hoş görünmek için böylesine ağır bir vebalin altına sokulmak istenmektedir?

Bunun üstüne bir de MANEVİ TAZMİNAT eklenecektir....

“Zavallı, mağdur” Rumların 31 yıldır çektiği varsayılan “manevi acıyı” ve bunun maddi karşılığının ne olduğunu kim nasıl belirleyecek, kim hangi kaynaktan ödeyecektir?

AKP, Talat- CTP-DP hükümetleri ve hukukçuları, Kıbrıs Türklerinin 1955 yılından bu yana gasbedilen mallarının kullanım kayıpları ve manevi tazminatları ile ilgilenmezken, Rumu memnun etmek için, kendilerini niye bu denli perişan ediyorlar?

Değerlendirmemi, yarın sonuç bölümüyle noktalayacağım...

Sabahattin İsmail

Volkan Gazetesi Başyazarı

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !