Rus-Çin sınır sorunu çözülüyor

Dr. Nuraniye HİDAYET EKREM - UZAK DOĞU-PASİFİK ARAŞTIRMALARI MASASI

21. yüzyılda süper güç olmaya yönelen Çin, zorunlu da olsa kuzey komşusu Rusya ile stratejik ortaklık kurmaya çalışıyor. Bu kapsamda iki ülke birbirine egemenlik ve toprak bütünlüğü konusunda destek veriyor ve yüzyılımızda yeni bir düzenin kurulması sürecini hızlandırmaya çaba gösteriyorlar. Rusya, Çin'in Tayvan'la birleşme davasını destekliyor, Çin de Çeçenistan sorununu Rusya'nın iç işi olarak nitelendiriyor. Ne var ki iki ülke İran, Irak ve Kuzey Kore sorunlarında Batı ve ABD'ye karşı ayrı kutupta yer alıyorlar. Peki, Çin-Rusya ilişkisinin gelişmesini sağlayan faktörler nelerdir?

Çin'in hedefi kısa vadede ekonomisini güçlendirmek, orta vadede özellikle enerji kaynaklarını ve stratejik bakımdan önemli olan Güneydoğu Asya'daki çıkarlarını korumak ve Tayvan'ı Çin toprakları içine almaktır. Uzun vadedeki hedefi ise 21. yüzyılın askeri ve ekonomik güce dayalı süper gücü olmaktır. Çin stratejisinin ana hedefi ülkenin doğusu ve güneyi ile ilgilidir. Ancak Çin'in bu amaca ulaşmak için kuzeyini emniyete alması gerekiyor. Bu nedenle Rusya ile ilişkilerini geliştirmek istiyor. Japonya'nın askerini gücünün Çin-Rusya ilişkisini dengeleyecek şekilde güçlendirilmesi düşüncesi iki ülke ilişkilerinin gelişmesini sağlayan diğer faktörlerden biri.

Bu ilişkiden iki ülke de yarar sağlıyor. Çin kuzey sınırını güvenlik altına almaya çalışıyor. Aynı şekilde Rusya da, batıya elindeki seçeneklerin fazla olduğu mesajını vermeye çalışıyor.

Her iki ülke, ABD'nin dünyada tek söz sahibi olmasından, NATO ittifakının yayılmasından kaygı duyuyorlar. Geçtiğimiz yıl düzenlenen ortak askeri tatbikattan önce iki ülke arasında onaylanarak uluslararası kamuoyuna açıklanan "21. Yüzyılda Dünya Düzeni" konulu ortak bildirge, Çin ve Rusya'nın dünyadaki kuvvet dengesini kendilerinden yana değiştirme niyetinde olduklarını ortaya koydu.

İki ülke arasında son yıllarda ticaret, ekonomik işbirliği, enerji, güvenlik ve kültür konularında yaklaşık iki yüzden fazla anlaşma yapıldı. Özellikle geçen yıl düzenledikleri ortak askeri tatbikat, iki ülkenin Asya Pasifik'te söz sahibi oldukları konusunda ABD'ye bir mesaj verme girişimi olarak algılandı. Bunların yanında Çin, askeri manevralarla yaptığı kuvvet gösterisi ile Tayvan'ın yanında Çin'deki Uygur ve Tibet gibi bağımsızlık isteyen gruplara gözdağı vermeyi amaçlıyordu. Bunun yanında 1989'da yaşanan Tiananmen olayından sonra, ABD ve Batı'nın Çin'e uyguladığı silah ambargosuna ve Çin'i yalnız bırakma politikasına karşı Pekin, Rusya ile yakınlaşmayı seçti. Bunu Rusya ile 400 yıllık sınır sorununu çözme uğruna topraklarından ödün vererek yapıyor.

TOPRAK SORUNU

Çarlık Rusyası, 16. yüzyılın sonlarından itibaren doğuya genişlemeye başladı ve Qing Hanedanlığı (1614­1911) ordusunun Mançurya'dan Shanhaiguan'ı geçip Çin'in iç kesimine girmesinden yararlanarak Yaksa ve Nibuçu gibi kasabaları ele geçirdi. Qing ordusunun 1685 ve 1686 yıllarında İmparator Kangxi'nin emriyle Yaksa'daki Rus ordusuna iki kez saldırması karşısında Çarlık Rusyası, Çin-Rus sınırının doğusuyla ilgili sorunu, görüşme yoluyla çözmeyi kabul etmek zorunda kaldı. Çin ve Rusya temsilcileri, 1689 yılında aralarındaki ilk sınır anlaşması olan "Nibuçu Anlaşması'nı imzaladılar.

Çin, 19. yüzyılda Rusya ile yapılan bir antlaşma sonucu 1,5 milyon kilometrekarelik toprağının Çarlık Rusya'sı tarafından gasp edildiğini ileri sürüyor. Bu düşünce tarihsel olarak Çin-Rus düşmanlığının ana nedenlerinden birisini oluşturuyor. İki ülkenin sahip olduğu 7400 kilometrelik sınır, yıllarca belirlenememiş ve bölgedeki çatışmaların ve istikrarsızlığın kaynağı olmuştu.

İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD'nin anti-komünist politikası, 1 Ekim 1949'da kurulan Çin Halk Cumhuriyeti ile SSCB arasında işbirliğinin gelişmesine neden oldu. İki ülke arasında oluşturulan Savunma Paktı 1950­1961 yılları arasında işledi. Ancak, 1950'lerin sonlarında özellikle ortak sınır sorunu nedeniyle iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeye başladı. 1959'da iki ülke arasında yükselmeye başlayan gerilim, 1969'da ortaya çıkan sınır çatışması ile doruğa ulaştı. Japon Denizi'ne dökülen Ussuri nehri üzerindeki 175 kilometrekare büyüklüğündeki "Büyük Ussuri" adası, 1969'da iki ülke arasında çatışmaya neden oldu. Çin-SSCB geriliminden dolayı, 1965­1985 yılları arasında SSCB, Orta Asya, Sibirya ve Uzak Doğu'da bulunan Sovyet askerlerinin sayısını 170 binden 500 bine çıkardı. Ayrıca nükleer füze ve uçaklar içeren Pasifik donanmasını bölgede bulundurma kararı aldı. Ancak bu durum, SSCB'nin ekonomik çöküşünün nedenlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Çin-Rusya arasındaki bu gerilimli durum, ABD ile Çin ilişkilerinin gelişmesine ve ABD'nin SSCB'ye karşı "Çin kartı"nı kullanmaya başlamasına yol açtı.

DEĞİŞEN SINIR

Çin-Sovyet sınırı 1991'de Sovyetler Birliği'nin çökmesiyle değişti. Batı bölümü dört parçaya bölündü: 50 kilometrelik Rus-Çin sınırı, 1700 kilometrelik Kazak-Çin sınırı, 1000 kilometrelik Kırgız-Çin sınırı ve 430 kilometrelik Tacik-Çin sınırı. Doğu sınırı ise tamamen Çin-Rus sınırı olarak kaldı.

Sovyetler Birliği devlet başkanı Mihail Gorbaçov, 1989'da Pekin'e giderek ortak sınır sorununun çözümlenmesi ve silahsızlandırılma üzerine görüşmeleri başlattı. ABD ve Batı'nın kendisine yönelik politikalarından kurtulmak isteyen Çin de, Rusya Federasyonu'na yakınlaşarak bir denge politikasına yöneldi ve ABD'ye karşı "Rus kartı"nı kullanmaya başladı.

Çin Devlet Başkanı Jiang Zemin, Çin'in değişen Moskova politikasını "geçmişi bitirip geleceğe bakmak gerekir" sözleri ile dile getirmişti. 1994'de iki ülke arasında "Nükleer Füzeleri Birbirlerine Karşı Hedef Yapmama" ve "Nükleer Gücü İlk Kullanan Ülke Olmama" üzerine iki anlaşma imzalandı. Söz konusu anlaşmalarda, Çin-Rusya stratejik ortaklığının müttefiklik ilişkisi olmadığı ve askeri yönünün bulunmadığı, sadece iki ülke arasındaki ticari ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesine yönelik olduğu vurgulanıyor. Anlaşmada, iki ülkenin ortak çıkarları çerçevesinde uluslararası ilişkilerde ortak hareket edileceğinin ve dünya barışına katkıda bulunulacağının vurgulanması, ABD'nin uluslararası alanda tek başına hareket etmesini kısıtlamak niyetinde olduklarını gösteriyor.

ŞİÖ'DE ÇÖZÜM ARAYIŞI

Çin ve Rusya'nın değişen öncelikleri iki ülkenin bütün sorunlarını diyalogla çözüme arayışını birlikte getirdi. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), Soğuk Savaş sonrası dönemde Amerika'nın tek taraflı hegemonyasına karşı ikinci bir kutup olarak görülse de, Rusya ve Çin arasında, Çarlık Rusya'sı ve Çin Hanedanlığı'ndan beri devam eden sınır sorunlarını çözüme kavuşturmak örgütün kuruluş amaçları arasında yer alıyor. SSCB'nin çöküşüyle bağımsızlıklarını kazanan Orta Asya cumhuriyetleri çok sayıda sorunla karşı karşıya kaldılar. Bunların en önemlileri arasında sınır sorunu yer alıyor. Çin ile Rusya arasında 400 yıldır devam eden sınır sorunu 40 yıl önce yeni bir boyut kazanmıştı. 1996'da Çin ile Rusya'nın sınır problemlerine çözüm getirmek için Çin ve komşu dört devletle birlikte Şanghay beşlisi platformu oluşturuldu. Çin aynı zamanda örgüte gözlemci statüsüyle alınan Hindistan'la da sınır sorunu yaşıyor. Pekinin bu çabaları bölgeye önem verdiğini ve özel yaklaşım içinde olduğunu gösteriyor.

Çin kaynaklarında Çin-Rusya sınır hattının uzunluğunun yaklaşık 4370 kilometre olduğu kaydediliyor. 2 Haziran 2005'te Rusya'da imzalanan anlaşmayla birlikte anlaşmazlık büyük ölçüde sona erdirilerek sınırın 4300 kilometresi çözüme bağlandı. Bu anlaşmayla Çin-Sovyetler Birliği arasındaki 7600 kilometrelik sınırda da anlaşmaya varılmış oldu. İki ülke arasındaki sınırın yüzde 97'si çizilirken, şu an Çin-Rusya sınırının doğusundaki Tarabarov ve Bolshoi Ussurivski adaları ile Abagaitui bölgelerinin sınır hatları henüz belirlenmemiş durumda. İki taraf adalet, eşitlik, karşılıklı anlayış ve birbirine ödün verme ilkesi doğrultusunda, geri kalan sınır sorununu bir an önce çözmeye çalışıyor. Sınır sorunları ile ilgili son anlaşmanın da 2007 yılında yapılması bekleniyor.

OLASI DEĞİŞKENLİK

Rusya ve Çin arasında şu dönem için uyum gözlense de, iki ülkenin Batıya karşı yalnız kalmamak gibi bir çabası olabilir. Çin'in kurulduğu 1949'dan itibaren geçen on yıllık bir bahar havasının ardından, çıkarların ayrışması sonucu, Çin-SSCB cepheleşmesi 1985'e kadar devam etmişti. Dış politika sınırlara ve karşılıklı çıkarlara dayandığına göre, gerginliğin yeniden yaşanma olasılığı bulunuyor. Çin-Rus ittifakı, Çin'in Rusya ve Orta Asya'daki yayılmacılığından ve Rusya'nın doğusuna yönelik Çin göçünden olumsuz yönde etkilenebilir.

ÖZEL BÜRO

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !