DÜNYAYI DİNLEYEN KULAKLAR

Ali KÜLEBİ

11 Eylül sonrası özellikle teröre karşı önem kazanan istihbarat faaliyetleri özel hayatlara kadar girdi. “Büyük Birader Gözetliyor”u George Orwell “1984” ismiyle yazmıştı. Yazıldığı yıl için bu eser büyük bir öngörüydü ve bunu o yıllarda ütopik bulanlar çoktu. Ama yazılanlar zaten kamuoyunun bilgisi olmadan ciddi boyutlarda gerçekleşmeye başlamıştı ve ütopik diyenlerin de yanıldığı zaman içinde ortaya çıkacaktı.
Soğuk Savaş sırasında birbirlerini dinlemeyi, gözetlemeyi hedefleyen iki süper güç o yıllarda uzaydan ve dünyanın belli merkezlerinden, askeri bilgi almak amacıyla başlattıkları bilgi toplama ve istihbarat çalışmalarını inanılmaz boyutlarda geliştirdiler. Bilgisayar ve çip teknolojilerinin de uzay çalışmaları için özellikle ABD tarafından ciddi şekilde geliştirilmesi, istihbarat faaliyetlerinde büyük sıçramalar yapmasını sağladı.
Bugün dünyada çeşitli askeri ve sivil kurumlarca kullanılan başlıca 5 çeşit istihbarat yöntemi vardır.

Bunlar;

·        OSINT- Open Source Intelligence (Açık Kaynak İstihbaratı)

·        COMINT- Communications Intelligence (Haberleşme İstihbaratı)

·        ELINT- Elektronic Intelligence ( Elektronik İstihbaratı)

·        SIGINT- Signal Intelligence (Sinyal İstihbaratı)

·        HUMINT- Human Intelligence (İnsana Dayanan İstihbarat)

Askeri haberleşme, radyo, telefon, telgraf, e-posta, fax ve bütün televizyon yayınlarının gizli servis veya hükümetleri ilgilendiren teknik bilgilerin elde edilmesi ve izlenmesi COMINT ile olurken, radar dalgaları roket ve telemetrik bilgisayar bilgilerinin toplanması ise, ELİNT ile gerçekleşir. Bu, iki istihbarat yöntemi de SIGINT’i oluşturur. Geçmiş yıllarda bir ara ihmal edilmeye yüz tutan HUMINT ise, özellikle 11 Eylül ve 2. Körfez Savaşı’ndan sonra, insan unsuru olmadan istihbarat ve özellikle değerlendirme yapılamayacağı gerçeği ile tekrar önem kazandı. Elektronik teknolojisinin tüm ülkelerin işleyiş sistemlerinde, özellikle istihbarat alanında etkinliğinin artması ve yaygınlaşması, insanları özel hayatlarında da ciddi biçimde tedirgin edebilmektedir. Ancak bugün istihbarat çalışmalarından etkilenenler yalnız bireyler değildir. Dünyadaki bütün ülkeler ve orduları, politik sistemleri, ekonomik kuruluşları az veya çok kendi içlerinde veya birbirlerine karşı bu teknik olanakları kullanıp, çıkarları doğrultusunda değerlendirmektedir.

ARALANAN GİZLİLİK PERDELERİ

Birbirlerinin nefes alışlarını dahi bilmek isteyen Soğuk Savaş dönemi güçleri, ABD ve Sovyetler Birliği’nin öncülüğünde geliştirilen sistemler, bugün ABD’nin liderliğinde daha da sofistike hale gelmiştir.

Bu sistemlerin başında gelen ve NSA( Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı) tarafından geliştirilen küresel elektronik casusluk sistemi, kod adıyla ECHELON’dan ilk kez 1980’lerde söz edilmeye başlanmıştır. O zamanlar ABD içinde bile çok üst seviyede gizliliği söz konusu olan bu sistem temel olarak dünyanın çeşitli yerlerinde konuşlandırılmış yer istasyonları vasıtasıyla bütün uydu, mikrodalga, cep telefonu veya fiber optik telefon haberleşmelerini izleyerek bunları NSA’nın çok güçlü bilgisayar sistemine aktarır. Bu işlem esnasında gelişmiş optik karakter ve ses tanıma programları kullanılarak “ECHELON SÖZLÜĞÜ”, vasıtasıyla kelime ve cümleler her dilde taranarak bunların analiz için ayrılması sağlanır.

Birçok ülkenin yönetim ve bireylerini kaygılandıran bu sistemin; ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’da kurulmuş ana yer dinleme istasyonları bulunmaktadır. UKUSA adlı anlaşma ile faaliyete geçen ve hala ayrıntıları bir muamma olan bu sistemin önemli bir özelliği, yasalar nedeniyle kendi içindeki vatandaşlarını dinleyemeyen, izleyemeyen ülke kuruluşlarının, bu izlemeleri sistem içindeki diğer ülke veya ülkelere yaptırıp bilgileri onların istihbarat kuruluşlarından almaları ve böylelikle kendi ülkeleri içinde yasa dışı bir iş yapmış durumdan kurtulabilmelerini sağlamasıdır.

INTELSAT ve INMARSAT gibi ülkeler ve kıtalararası haberleşmeyi de sağlayan 20 uyduyu hedef alan ECHELON ağı, bu şekilde sivil amaçlı konuşmaların yanı sıra, birçok ülkenin diplomatik ve resmi haberleşmelerini de istediği gibi izleyebilmektedir. Özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda’nın da ECHELON sistemine girmesiyle, Güney yarım küre de tam olarak izlenebilmektedir. Yine UKUSA’ya bağlı ülkelerin askeri sistemlerindeki dinleme faaliyetleri de bu sisteme gerekli bilgileri vermek için sisteme bağlanmıştır. Bu sistem içindeki istasyonların bir kısmı düşman askeri uçak ve gemilerin yerlerini saptamak ve izlemek amacıyla özellikle Soğuk Savaş sırasında ciddi bir önem kazanmışlardı. Görevleri bütün Sovyet uçak ve gemilerinin haberleşmelerini Atlantik ve Pasifik Okyanuslarında sürekli izlemekti.

O dönemden sonra, tırmanan terör tehlikesi bugün bu sistemlerin giderek geliştirilmesini haklı gösterir bir bahane olurken, teknolojik olarak kat edilen mesafenin de büyüklüğü açıktır. Havada, karada, denizde dinlemeler ve araçları şu şekillerde yürütülmektedir:

UYDULAR: Dünya yörüngesindeki NSA'ya ait uydular, ECHELON projesi için, ses, görüntü ve internet trafiğini gasp edip NSA'ya gönderiyor.
DENİZALTILAR: ABD nükleer denizaltıları, kıtalar arasında haberleşmeyi sağlayan okyanus diplerindeki kablolara gizlice alıcılar yerleştiriyor
GEMİLER: ECHELON sistemi için okyanuslarda sürekli seyir halinde olan gemiler, topladıkları bilgileri NSA merkezine iletiyor.
UÇAKLAR: Boeing gövdeleri üzerinde geliştirilen RG-135 tipi uçaklar, taşıdıkları süper bilgisayarlarla ECHELON için çalışıyorlar.
YER İSTASYONLARI: Yer istasyonları genelde ABD'nin büyükelçiliklerinde kurulu ve evsahibi ülkelerin denetimi olmaksızın görev yapıyor. ( Big Brother’ın Gözleri- Yeni Şafak Gazetesi-Dizi- Mart 2002)

ECHELON’un ENDÜSTRİYEL CASUSLUKTA KULLANILMASI

ECHELON’un amacı Soğuk Savaş esnasında ağırlıklı olarak Sovyetlere karşı istihbarat toplamak iken, 1990 sonrasında ekonomik ve endüstriyel istihbarata dönüşmüş, 11 Eylül’den sonra da teröre karşı kullanımının çoğaldığı gözlenmektedir. Endüstriyel ve ekonomik alanda kullanıldığı söylenen sisteme dönük şu iddialar ortaya atılmıştır:

·        The US Free Congress Foundation (Birleşik Devletler Hür Kongre Vakfı), 1993’te Başkan Bill Clinton’un, CIA’ya sıfır ölçüde emisyon gazı üzerine çalışan Japon otomobil üreticilerinin çalışmaları konusunda bilgi toplayıp bunu Amerikan otomobil firmalarına aktarmalarını istediğini bildirmiştir.

·        Yine, NY Times Gazetesi, Clinton Yönetimi’nin 1995’deki lüks otomobil istihbaratı ile ilgili ticaret müzakerelerinde bu tarz bilgi toplama avantajlarını kullandığını bildirmiştir.

·        1993’te Seattle’da toplanan APEC forumuna katılan Asya delegelerinin aralarındaki 15.000 kadar konuşma,özellikle Vietnam hedef alınarak dinlendiği bildirilmiştir.

·        Yeni Zelandalı istihbarat analisti Nicky Hager’in açıklamalarına göre, 1981’de NSA, Yeni Zelanda istihbarat örgütünden Japon elçilikleri’nin diplomatik haberleşmelerini izleyen bir projeye katılmalarını istemiştir.

·        Önemli ifşaatların biri de 1996’da, Avustralya’nın Çin’le olan buğday ticaretinin Avustralya aleyhine gelişmeye başlaması üzerine, daha önce Amerikan NSA’in isteğiyle Canberra’daki Çin Elçiliği’ne elektronik dinleme böcekleri yerleştirdiklerini basına sızdıran Avustralya istihbarat örgütü mensuplarına aittir.

·        Enteresan bir şekilde daha önce, 1980’lerin sonunda gelişmiş bir olay da yine bu elçilik binasıyla ilgiliydi. Avustralyalı parlamenterler bu binanın yerinin Camberra’da Avustralya’nın kendi dahili savunma mikrodalga haberleşmelerini izleyecek en iyi yerlerden biri olduğunu öne sürmüşlerdi.

·        Yine, gazeteci Pratap Chattergee’nin bildirdiği üzere, Japon ajanları da Endonezya’daki Avustralya Elçiliğine enfrarujlu dinleme şuaları yönlendirmişlerdi.

·        Yine ECHELON vasıtasıyla toplanan bilgiler ışığında çeşitli defalar, uçak, radar ve askeri malzeme ile Alman Enercon firmasının ürettiği rüzgardan elektrik üreten jeneratörlerin satışında, taraf olan firmaların sıkıntıya uğratıldığı batı basınında sıklıkla yazılmıştır. Bütün bu yorumlar sistemin, ayrıca ABD’nin endüstriyel casusluk vasıtası olduğunu da sergiler.

DİĞER ÜLKELER VE FAALİYETLERİ

ECHELON dışında diğer ülkelerin benzeri çalışmalarına da burada değinmek gerekmektedir. Özellikle teknolojik yönden geri kaldığı alanlarda Sovyetler Birliği’nin ABD’de ve Avrupa’da ciddi endüstriyel casusluklar yaptığı bilinmektedir. Soğuk Savaş dönemi Sovyet silahlarının birçoğu ve uçakları büyük ölçüde batıdan çalınan bilgiler ve planlara göre yapılmıştır. Rus FABSI örgütünün bu konuda çalıştırılan 54.000 elemanının olduğu söylenmektedir. 1977’de Doğu Bloku ülkeleri tarafından kurulan SOUD, 1979’da tam kapasite çalışmaya geçerek özellikle 1980 Moskova Olimpiyatları’nda yabancı servislerin etkin çalışmasını engellemeyi hedeflemişti.

Sovyetler Birliği’nin yanı sıra, Varşova Paktı üyesi ülkeler ile Moğolistan, Küba ve Vietnam bu örgüte üye idiler. SOUD’un bilgi bankasında, rakip gizli servisler, gazeteciler, diplomatlar, ticaret ve kültür ateşeleri, uçak şirketleri temsilcileri gibi Sovyet sistemi için potansiyel tehlike yaratabilecek herkes vardı. Bu konuda elektronik istihbaratın elde edilme yöntemi Küba’daki Lourdes Elektronik Merkezi, Vietnam’daki Cam Ranh Bay Radyo Dinleme Tesisleri ve dünyanın bir çok ülkesindeki Sovyet elçilik ve konsolosluklarına yerleştirilmiş izleme araçları vasıtasıyla sağlanıyordu. Özellikle Soğuk Savaş sonrasında da bu çalışmalarına devam eden Rusya, 1992’de Küba ile yenilediği anlaşmayla Lourdes Kompleksi’nin elde ettiği bilgilerin % 75’ini almayı garanti etmişti.

1997’de de bu sistemin Rusya tarafından modernizasyonuna geçildiği söylenmektedir. Küba’daki bu üssün ABD’de ve Güney Amerika’daki ve Vietnam’da kullanım anlaşması yenilenmiş Cam Ranh Bay’in de Güneydoğu Asya ve Pasifik için dinleme operasyonlarına yönelik olduğu iddia edilmektedir. Yine burada değinilebilecek diğer dünya çapında SIGINT operasyonları arasında;

·        Japonya ve Çin’in Kiribati Cumhuriyeti’ndeki istihbarata da yönelik olduğu iddia edilen uydu yer izleme üssü,

·        Fransa’nın, Avustralya’nın kuzeyindeki yeni Kaledonya’daki SIGINT tesisleri,

·        Çin’in ABD ile işbirliği içinde çalıştırdığı ve Rusya’ya yöneltilmiş SIGINT tesisleri olduğu söylenmektedir.

Özellikle İsrail, Hindistan, Pakistan başta olmak üzere bir çok Yakın ve Orta Doğu ülkesinin de, bu tür faaliyetleri yoğun bir şekilde yürüttükleri bilinmektedir. Rusya ile özellikle ABD’nin başını çektiği UKUSA sistemlerinin yanı sıra en az 30 ülkenin önemli COMINT operasyonları yürüttüğü öne sürülmektedir.

Kıbrıs’ın güneyinde de dinleme sistemleri bulunduğu söylentiler arasında. Ada'da var olan İngiliz üslerinden tüm dünyayı dinleyen sistemler içinde Kıbrıs, bilinen üç yerden biridir. Milyarlarca dolarlık yatırımlarla yapılan uydu sistemlerinden bile başarılı olan dinleme sistemlerinin komuta merkezlerinin üzerindeki iyonosfer tabakasının belli özelliklere sahip olmasının gerektiği bildiriliyor. Kıbrıs’ın, Kuzey Avustralya ve Pasifik Okyanusu'ndaki takım adalarla beraber bu sistemin en iyi işleyebileceği özelliklere sahip üçüncü yer olduğu uzmanlar tarafından belirtiliyor.

Kıbrıs'taki İngiliz üslerinin dokunulmaz ve tartışılmaz olmasının en büyük sebebi aslında Amerikan üsleri gibi hizmet vermeleri ve ECHELON dinleme sisteminin önemli bir parçası olmalarıdır. Asia Times gazetesinde 10 Nisan 2004 tarihinde çıkan 'US seeks major military base on united Cyprus' (Amerika Kıbrıs'ta büyük askeri üs oluşturmak peşinde) başlıklı yazıda, ABD'nin şu anda Ada'da bulunan ECHELON sisteminin kapasitesini artırarak yeni dünya düzenini oluşturma içinde büyük görev üstlenmesine çalışacağı vurgulandı.

(http://www.hakimiyetimilliye.org/modules.php?name=News&file=print&sid=3821)

Bu dinleme üslerinin 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasındaki fonksiyonları ve harekata olası etkileri de her halde tarihin derinliklerinde gömülü sırlar olarak kalacaktır.

SONUÇ

George Orwell’in “Büyük Birader”i özellikle terör tehdidi bahanesiyle gün geçtikçe daha hissedilir bir şekilde özel hayatımıza girecektir. Doğrusu, gökten binlerce kilometre uzaktan, yerdeki birkaç santimlik cisimleri ayırt edebilen, nefes alışımızı bile duyabilen bütün bu elektronik sistemler, son yıllardaki, 11 Eylül, Irak ve İspanya’daki terör ve benzeri terör tedhişini önleyememiştir. Bu nedenle de SIGINT ve kapsamındaki istihbarat faaliyetlerinin bir süredir ihmal ettirdiği, insan unsuruna bağlı HUMINT’in hala önemli bir yeri olduğu ve olacağı ve ilgili kuruluşlarca yeniden değerlendirildiği söylenmektedir.

Bermuda Şeytan Üçgeni benzeri bir bölgede olup, her tür terör ve bölücü tehditle yüz yüze olan ülkemizde de benzeri önlemlerin alınıp çağdaş teknolojilerle iç ve dış güvenliğimizin sağlaması şarttır. Ayrıca kamu ve özel sektörlerimizin de önemli dış pazar ihalelerinde yukarıda örneğini verdiğimiz türden yöntemlerle yönlendirilmesi, kıran kırana süren global rekabet ortamında ülkemizin geleceği ve insanlarımıza iş olanağı sağlanması açısından önemlidir. Türkiye’nin bu teknolojik kapasiteye sahip olduğu Milli İstihbarat Teşkilatı’nın, son 2 ayda Türkiye'de kurulan her türlü iletişimi gözaltına almış olduğu ifade edilmektedir. Buna göre, yurt dışı dahil, tüm sabit ve cep telefonlarından yapılan konuşmalar ile bütün e-mail yazışmaları, faks ve SMS mesajlarının en ayrıntılı bilgileri Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla MİT'e iletilmiştir. Bu talebe gerekçe olarak da "Yurt dışı bağlantılı silahlı terör örgütlerinin yasadışı faaliyetlerine yönelik olarak faillerin belirlenmesi, ele geçirilmesi ve suç delillerinin elde edilmesi ve eylem planlarının önceden öğrenilmek sureti ile engellenmesinin başka türlü yollarla mümkün olmaması" gösterilmiştir. (Vatan Gazetesi-01.06.2005)

Terör tehlikesi ve özel hayatın dokunulmazlığı ilkesi bir arada düşünüldüğünde ”özel hayatımız mı, kişisel güvenliğimiz ve ülke güvenliği mi, insanlığın geleceği mi önce gelir?” sorusu akla gelmektedir. İstihbarat faaliyetlerinin, insanların özel hayatına girip ,özgürlükleri ve hür toplum nizamını zedeleyecek boyutlara varmış olmasına karşın, daha geniş halk kitlelerini terör tehlikesinden korumak kaygısının daha ağır basması, demokratikleşmeye, insan haklarına çok önem verdiğini söyleyen toplumları bile bu tür dinleme, izleme faaliyetlerine yönlendirmiştir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !